Bir annenin hayatındaki en büyük değişiklerden biridir işe
başlamak. Hayatımda ilk kez evli ve çocuklu olarak bir işe başladım. Bekar
olarak işe gelmek ile fark varmış . Daha önce işe geldiğim zaman evi unuturdum,
eşim ile aynı hastanede çalıştığımızdan o da hep bir dahili uzağımdaydı. Lisa
(can dostum) vardı evet ama Lisa evde tek başına kalabilen sessizce oturabilen
başına bir kaza gelebilme ihtimali sıfır olan can dostum. Şimdi kalbimin bir
kısmı evde. Ev sürekli aklımda. Yemeğini yedi mi? Bugün yeni ne yaptı diye hep
aklımda olan minik oğlum. Bir de özlemek var tabi işte o en beteri. İşte her
anne gibi sürekli gözümün önünde olan bir fotoğrafı var ama günde kaç kere ömer
arşivi taranıyor siz tahmin edin.
İyi tarafları da var çalışan anne olmanın, hani şu yıllardır
‘kalite vakit geçirmek’ denen kavram var ya, işte ondan var artık bizim evde
de. Açıkça söylemek gerekirse ben çalışmak için yaratılmışım. O yüzden evde
olmak beni oldukça bunaltmaya başlamıştı. Maalesef eşim eve geldiğinde beş
karış surat ile onu karşılar olmuştum. Eskiden akşam 19 civarları pestilim
çıkmış olurdu, şimdi saat 18.30 civarı evde oluyorum ve bir enerji bir neşe
değmeyin keyfime. Ömer ile vakit geçirmek artık benim için tam olarak bir
cazibe merkezi oldu.
Bir şeyler üretip onun yanına koşmak onu öpmek daha mutlu
etti beni.
Bana kızanlar olacaktır muhakkak ama samimiyetimle söylüyorum.
Herkesin nasıl tipi birbirinden farklı ise karakteri de böyle işte kimi evde
pasta börek yaparak mutlu olur, kimi spor yaparak kimi de benim gibi çalışarak.
Doğru kararı verdiğime inanıyorum inşallah hep böyle gider.
Sevgilerimle,

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder